…
…
…
…
…
…
02 Mayıs 2026, Cumartesi İstanbul, Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakanımız Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'na katıldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder." dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu halen diri tutan milletin her bir yuvasını saygıyla selamladığını, hanelere Allah'tan sağlık, huzur ve mutluluk dilediğini söyledi.

Aileleri güçlendirmek, nüfusu arttırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını tebrik eden Erdoğan, aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarına, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olanlara teşekkür etti.

Bir milletin gücünün sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Erdoğan, "Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor, ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum." ifadesini kullandı.

"Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir"

Erdoğan, program kapsamında, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin takdim edileceğini dile getirirken, ödül kazananları tebrik etti.

"Hepiniz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz." diyen Erdoğan, evlat olmanın da anne-baba olmanın da ailelere bağlı olduğuna değindi.

Ailenin insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekabül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez."

Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada, anayasanın 41'inci maddesinde yer alan "Aile Türk toplumunun temelidir." ilkesinin hem bir yükümlülüğü hem de Türk milletinin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifade olduğunu söyledi.

Türk milletinin tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürdüğüne, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf ettiğine ve kültürel kodlarını korumayı başardığına dikkati çeken Erdoğan, "Vatanımızın, anavatan olması tesadüf değildir, devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir." diye konuştu.

Erdoğan, bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyasından neşet eden kadim değerlerin olduğunu kaydederek, "Güçlü ve sağlıklı aileler, aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır." ifadelerini kullandı.

Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi ailenin de dönüşüp, form değiştirip ciddi sınamalarla karşılaştığını vurgulayan Erdoğan, "Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak, ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz." sözlerini sarf etti.

"Üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu"

Erdoğan, 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkati çektiklerini hatırlatarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak."

Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadıklarını belirten Erdoğan, aynı zamanda 1960'lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bilhassa yaşı 50'nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul'un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda."

Refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsinin nüfus artış hızının azalmasından dert yandığına işaret eden Erdoğan, "Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek." dedi.

Erdoğan, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef Türkiye'nin de etkilendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014'te yılda 1 milyon 35 bin bebek dünyaya gelirken 2023'te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk, evin neşesi, bunun yanında kızdan torun, bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür."

Sofralardan 10 yılda yarım milyona yakın küçük kaşığın eksildiğini belirten Erdoğan, "Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. Yani her iki vatandaşımızın biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda." diye konuştu.

Erdoğan, 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" olarak belirlediklerini belirterek "Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada, bazı verileri paylaştı.

Hanehalkı büyüklüğünün 30,08'e düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, "Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5'e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'e, hanımlarda 26'ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94'tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bu endişe verici tablonun sadece Türkiye'nin meselesi olmadığına işaret ederek "Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin, bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye, Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

"2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti"

Hükümet olarak uzun bir süredir "güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum" şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguladıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki 'aile' ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu'nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize iki yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025'te Yarı Zamanlı Çalışma Yönetmeliği'ni yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum iznini de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a değinerek "En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

"Mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlayacağız"

2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını ifade eden Erdoğan, aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdıklarını belirtti.

Erdoğan, bunu bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu amaçla 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız."

Kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini aktaran Erdoğan, bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabının ardından konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı'nın millete verdikleri bir söz olduğunu belirterek, "Bu söz, politika belgelerimizde, mevzuatımızda, şehirlerimizde, sokaklarımızda, hastanelerimizde ve okullarımızda karşılık bulacak. En çok da zihinlerimizde, ortak hafızamızda ve gelecek tasavvurumuzda yer edinecek. İnşallah, önümüzdeki on yılda, insanla başlayan, aileyle köklenen, nesilden nesile büyüyen, nüfusla güçlenen ve istikbale yürüyen bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz." dedi.

Göktaş, aileyi çağın değişen saikleri karşısında daha güçlü kılacak tarihi öneme sahip bir yolculuğu başlatmak, aileyle köklenen, nüfusla güçlenen ve istikbale yükselen Türkiye idealini kararlı bir devlet iradesine dönüştürmek için bir arada olduklarını kaydetti.

Bakan Göktaş, stratejik atılımın hayata geçirilmesindeki liderliği için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aile, kadın, çocuk çalışmalarına bilgisi ve tecrübeleriyle destek olan eşi Emine Erdoğan'a teşekkür etti.

Devlet tecrübesi asırları aşan büyük bir medeniyetin mirasçıları olduklarını ifade eden Göktaş, "Tarih boyunca coğrafyamız, şartlarımız ve imkanlarımız değişmiş fakat bizi ayakta tutan ana değerler varlığını sürdürmüştür. Bu değerlerin merkezinde ise her zaman aile yer almıştır. Çünkü ailede kök salmayan hiçbir değer, toplumda kalıcı olamaz." diye konuştu.

Göktaş, ailede korunmayan hiçbir bağın güçlü bir dayanışmaya dönüşemeyeceğini, ailede taşınmayan hiçbir idealin Türkiye'nin geleceğine yön veremeyeceğini belirtti.

Modern dönemde, insanı merkeze almayan, onu sadece yük olarak gören yaklaşımların da ortaya çıktığına işaret eden Göktaş, "Bu anlayış, ülkemizde de nüfusu, aileyi ve doğurganlığı dar bir ekonomik bakışla ele alan bazı uygulamalarla kendini göstermişti. Aileyi zayıflatan bu yaklaşım, cinsiyetsizleştirme dayatmaları ve dijital dünyanın çocuklarımız üzerindeki riskleriyle farklı şekillerde devam ediyor. Biz, insanı merkeze alan, aileyi ve nesillerin devamını ülkemizin geleceği için temel gören bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz." şeklinde konuştu.

Göktaş, tanıtımını gerçekleştirdikleri "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonuyla bu kararlılıklarını çağın imkanlarıyla güçlendirerek geleceğe taşıdıklarını söyledi.

 "Her haneye dokunan projelerle topyekun bir seferberlik yürüttük"

Bugün önlerindeki meselenin sadece aileyi değişimden korumak olmadığını, asıl meselenin, değişimin yönünü aile lehine çevirmek olduğunu vurgulayan Göktaş, çalışma hayatından şehir planlamasına, eğitimden kültüre, dijital dünyadan medyaya kadar hayatın her alanında aileyi güçlendiren bir düzen kurmaya gayret ettiklerini, bu düzeni ise "Aile Dostu Ekosistem" yaklaşımıyla hayata geçirdiklerini kaydetti.

Türkiye Yüzyılı hedefinin, milletin bekasını ve devletin geleceğini ilgilendiren stratejik bir mesele olarak ele alma sorumluluğu yüklediğini ifade eden Göktaş, son yıllarda atılan adımların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde şekillenen büyük bir medeniyet yürüyüşünün tamamlayıcı halkaları olduğunu belirtti.

Bakan Göktaş, bu anlayışla 2024 yılında ailenin korunması ve güçlendirilmesine dair ilk stratejik belgeleri olan vizyon belgesini ve eylem planını hayata geçirdiklerini, Aile Enstitüsü ve Nüfus Politikaları Kurulu ile toplumsal ve kurumsal yapıyı daha da güçlendirdiklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etmesiyle çalışmalarına yeni biz hız ve istikamet kazandırdıklarına işaret eden Göktaş, "Bugün kamu kurumlarımız, yerel yönetimler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler, bu ortak hedef etrafında kenetlendi. Çünkü mesele yalnızca aile politikası değil, Türkiye'nin geleceğidir. Hep birlikte her haneye dokunan projelerle topyekun bir seferberlik yürüttük." diye konuştu.

Göktaş, 2025 Aile Yılı'nın toplumun tüm kesimleri tarafından büyük bir teveccühle karşılandığını, yıl boyunca 19 binden fazla etkinlik gerçekleştirdiklerini aktardı.

Evlenecek gençler ve çocuk sahibi olmak isteyen aileler için 2 binden fazla kurumla işbirliği protokolü imzaladıklarını anımsatan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu, doğum destekleri, sosyal konutlarda üç ve üzeri çocuğa sahip ailelere ayrılan özel kontenjanlarla güçlü imkanlar sağlandığını kaydetti.

Göktaş, hem kadın hem erkek memurlara, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkı sağladıklarını, kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmaları hızlandırdıklarını söyledi.

Doğum izni ve babalık izni sürelerini uzatmaya yönelik güçlü adımlar attıklarını da belirten Göktaş, "Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak için kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu düzenlemeyle dijitalleşmeyi aile hayatını zayıflatan değil, doğru kullanıldığında çocuklarımızın gelişimini, ebeveynlerin rehberliğini ve aile içi iletişimi destekleyen bir imkana dönüştürmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

"İİT bünyesinde aile ve nüfus alanında on yıllık ortak bir vizyonun oluşmasına öncülük edeceğiz"

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen aile diplomasisiyle Türkiye'nin aileyi uluslararası platformlarda kararlılıkla savunan öncü bir ülke konumuna geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Böylece aile politikalarında geliştirdiğimiz özgün modeli, dost ve kardeş ülkelerle paylaşarak bu alanda tecrübe paylaşımını ve işbirliğini güçlendirdik. Şu an pek çok ülke, yürüttüğümüz tüm bu çalışmaları referans alarak kendi politikalarını şekillendiriyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Nijerya, 2026 yılını "Aile Yılı" ilan ederek bu yaklaşımı benimsiyor. Bu küresel etkiyi daha ileri taşımak için İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde 2026-2035 döneminin 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' ilan edilmesine yönelik girişimimiz kabul edildi. Bu kararın Dışişleri Bakanları Konseyinde kabulüyle birlikte İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde aile ve nüfus alanında on yıllık ortak bir vizyonun oluşmasına Türkiye olarak öncülük etmiş olacağız."

Bugüne kadar atılan tüm adımların aileyi ve dinamik nüfusu korumayı birlikte ele alan hedefin ilk safhası olduğunu dile getiren Göktaş, şöyle devam etti:

"Çünkü aile ve nüfus meselesi bütüncül bakış, uzun vadeli planlama, sabır ve kararlılık gerektiren stratejik bir alandır. 2026-2035 dönemi ise, bu iradenin ailelerimizin hayatına doğrudan yansıyacağı bir dönem olacak. Beş stratejik öncelik etrafında şekillenen Vizyon Belgesi'yle dijital çağın riskleri, zararlı akımlar ve bağımlılıklar karşısında aileyi, çocukları ve gençleri koruyan çalışmalarımızı daha güçlü bir koruma zeminiyle yaygınlaştıracağız. Gençlerin yuva kurmasını destekleyen ekonomik, sosyal ve rehberlik mekanizmalarını daha yaygın, erişilebilir ve kalıcı hale getireceğiz. Doğurganlık hızını, nüfusun yenilenme seviyesinin üzerine çıkarmak için anneliği, babalığı ve çocuk sahibi olmayı daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Gençlerimizin donanımını artıran, yaşlılarımızın refahını yükselten ve nesiller arası dayanışmayı kalıcı kılan uygulamalarımızı yeni programlarla derinleştireceğiz."

Kırsalda hayatı canlandıran, kadınlar ve gençler için üretim ve istihdam imkanlarını artıran, şehirleri aile ve çocuk odaklı planlanan çalışmaları ülke genelinde daha güçlü bir uygulama modeline dönüştüreceklerini belirten Göktaş, bu kapsamlı seferberliği hep birlikte yürüteceklerini dile getirdi.

Bakan Göktaş, "Aile ve Nüfus 10 Yılı, milletimize verdiğimiz bir sözdür. Bu söz, politika belgelerimizde, mevzuatımızda, şehirlerimizde, sokaklarımızda, hastanelerimizde ve okullarımızda karşılık bulacak. En çok da zihinlerimizde, ortak hafızamızda ve gelecek tasavvurumuzda yer edinecek. İnşallah, önümüzdeki on yılda, insanla başlayan, aileyle köklenen, nesilden nesile büyüyen, nüfusla güçlenen ve istikbale yürüyen bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz. İstikametimiz bellidir, 'Güçlü Aile, Güçlü Türkiye'." dedi.

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Orta Asya'daki Pazırık kurganlarında bulunmuş, Hunlara ait olan ve halıcılık tarihinin en eski örneği kabul edilen "Pazırık Halısı"nı takdim etti.

Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a da aileyi ve ondan neşet eden yeni nesilleri simgeleyen, Sıfır Atık vizyonuna dayalı olarak geri dönüştürülmüş materyallerden üretilen "Hayat Ağacı Kökü, Aile Gücümüz Nüfus" adlı eseri hediye etti.

Hediye takdiminin ardından 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.

Aile ve Gençlik Fonu'ndan yararlanarak yuva kuran Fatima-Şahin Alkan ve çocukları Ali Asaf, Genç Aile Ödülü'ne layık görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çifte ayrıca hediye verdi.

Program aile fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.